Yedi ölümcül günah hristiyanlık inançlarına göre kesinlikle kaçınılması gereken günahlardır. Hristiyanlığa göre iki tür günah vardır: çeşitli yollarla (dua etmek, hayır işlemek, vs) affedilebilecek minör günahlar ve hiç bir şekilde affedilmeyecek, sonsuz lanetlenmeyle sonuçlanacak ölümcül günahlar. Bu yedi sevimsiz arkadaş, kibir, açgözlülük, şehvet, öfke, oburluk, kıskançlık ve tembellik olarak sıralanır.
Her insanda illaki bir parça bulunmaları kaçınılmaz olduğu için olsa gerek yedi ölümcül günah, pek çok filme, resime, heykele konu olmuştur. Dante'nin İlahi Komedya'sı bu yedi günahı işleyenlerin ayrı ayrı nasıl cezalandırıldıklarını anlatan renkli sahnelerle doludur. Şeytanın Avukatı filminde, Keanu Reeves'in karakteri, şeytanın favori günahı kibir yüzünden başına iş açar. Seven filminin baş kahramanı ne Brad Pitt ne de Morgan Freeman'dır, alenen baş kahramanlığa soyunan yedi ölümcül günah, elini kolunu sallayarak filmin her karesinde dolaşmaktadır.



Yedi ölümcül günahın etkilediği sanatçılar, sadece batıda yaşamıyorlar. Hastası olduğum Full Metal Alchemist serisi (manga, birinci anime, ikinci anime hep birden) şimdi spoiler vermemek adına detaylarına girmeyeceğim homunculusları yedi ölümcül günah ile isimlendirir. Serinin en iç gıcıklayıcı ve eğlenceli karakterleri olan homunculuslara derin felsefi anlamlar yüklenir.


Peki şimdi, böyle güzel bir kasım sabahı yedi ölümcül günah nereden aklıma geldi benim? Hepsi Onur kişisinin suçu. Bana yolladığı leziz makalelerden biri Daniel Schacter'ın The Seven Sins of Memory isimli makalesiydi. Çekici bir başlık, süferli bir konu ve saygı duyulan bir araştırmacı bir araya gelince, makaleyi sömürmem de kaçınılmaz oldu. Neymiş hafızanın yedi günahı söyle bir bakalım:

1. Geçicilik (transience): hafızadaki bilgiye ulaşım yeteneğinin zamanla birlikte azalması. Örneğin ilkokulda öğrendiğiniz bilgileri eskisi gibi hatırlayamıyor oluşumuz bu sebepten.
2. Dikkatsizlik/dalgınlık (absent-mindedness): dikkatsiz ya da sığ kodlama nedeniyle unutma. Siz en sevdiğiniz diziyi seyrederken birisi gelip bir şeyler söyledi diyelim. İşte sonrasında söylenen bu şeyleri hatırlayamayacak olma sebebimiz budur.
3. Bloklama (blocking): Geçici olarak aranan bilgiye erişimin engellenmesi. "Ah, hatırlayamıyorum, dilimin ucunda ama çıkmıyor!" Yeterli bir örnek oldu tahmin ediyorum.
4. Hatalı atıf (misattribution): anımsanan bir anıyı ya da fikri yanlış kaynağa atfetme. Buna örneğim çok bomba, ikiz kardeşler birbirlerinin anıları kendileri yaşamış gibi sahiplenebiliyorlar, sebebi de bu. Inception filmindeki fikir ekme meselesin de önemli bir noktaydı bu, fikri ekip, kişinin fikrin sahibi olarak kendini atfetmesini sağlamaya çalışıyorlardı. Bu arada filmdeki totem hikayesi bana Lost'daki constant meselesini hatırlattı, bilmiyorum.

5. Telkine açıklık/etkilenebilirlik (suggestibility): Bir anıyı geri çağırma denemesi sırasında yönlendirici sorular ve yorumlarla anı yaratılması. Inception'daki fikir ekme olayı kısmen bundan oluşuyordu, atıftan önceki kısım. Bu özellik adli psikolojide özellikle başa çok iş açıyor. Yanlış sorgulama teknikleri, yanlış kişilerin suçlanmasına sebep olabiliyor.
6.Önyargı (bias): Şu anki bilgi ve inançlarımızla bağlantılı olarak geriye dönük bozulmalar ve bilinçdışı etkilerle anıların bozulması. Şu anda ilişkiniz çok güzel diyelim, ama 4 ay önce değildi, her akşam arkadaşlarınızı arayıp ağlıyordunuz. Fakat şimdi mutlu olduğunuz için 4 ay önce yaşadıklarınızı daha az kötü hatırlıyorsunuz. İşte tam da bu özellik yüzünden siz eski sevgililerinizi kolayca affederken, kankalarınız affedemiyor.
7. Direnç (persistance)): Unutmak istediğiniz halde unutamamak. Travma sonrası stres bozukluğu hastalarının muzdarip olduğu bu durum (sadece onlar değil tabi ki) kötü anılardan kurtulamamak olarak özetlenebilir.

İsmi hafızanın yedi günahı olmasına rağmen Schacter makaleyi bu özellikleri aslında kötü özellikler olmadıklarını, hafızanın evrime uyum sağlama sürecinde ortaya çıkan yan ürünler olduklarını söyleyerek bitiriyor. Aslında evrim ve beyinle ilgili başka bir sürü şey daha söylüyor ama onları anlatmayı Beagle'ın izinde'nin tatlı sahibesine bırakıyorum.

Comments (5)

On 11 Kasım 2010 02:44 , nedenmeli dedi ki...

Süppeeeeer!!! Kesinlikle bu konuda daha çok yazmalısın, ilk defa türkçe ve bellek hakkında olan bir şeyi çooook keyiflenerek okudum.
Çoook teşekkürler. Benim de yapmak istediğim bir şeydi bu, blogda makale review etmek.. Motivasyonumu tepe noktasına fırlattın şimdi. Holey!

 
On 11 Kasım 2010 03:17 , rot dedi ki...

ya yazmayı planladığım bir kaç konu daha var, çok eğlendim ben de yazarken, ama bakalım bizden başka beğenen olacak mı :)

 
On 11 Kasım 2010 03:43 , Tugay Ilyasoglu dedi ki...

Evet evet eveeeet tabii ki olucak, ben coook begendim mesela :)

 
On 11 Kasım 2010 03:54 , ayşec. dedi ki...

inception'daki totem ve lost'taki constant'ı ilişkilendirmene bayıldığımı söylemeliyim :)

 
On 11 Kasım 2010 04:00 , rot dedi ki...

hihi, çok mersi :))