Günün bazı saatleri var ki insana çok başka hissettiriyor. Bir şeyler yeni bitmiş olduğu, yeni bir şeylere başlamak içinse yeterli zamanın olmadığı saatler bunlar. Mesela şu anda, benim için uzun bir iş günü bitmiş durumda. İki işimde de yapmam gerekenler bitti ve ben dükkanı kapatması için charlotte'un gelmesini bekliyorum. Ne zaman geleceğini tam olarak kestiremediğim için çantamdan hard diskimi çıkartıp anime seyredemiyorum.

Burada böyle tek başına olmak da bir garip. Genelde her odasında en az bir iki kişinin olduğu, öğrenci seslerinin yükseldiği ofisimiz şu anda benim klavye sesim dışında sessiz. Üç senedir çokça zaman geçirdiğim bu mekan başkalaşıyor ve farklı bir yere dönüşüyor sezdirmeden.

Küçükken hep merak ederdim, biz evde yokken ya da uyuyorken oyuncaklarım ve eşyalar canlanıp kendi havalarında takılıyorlar mı evde diye. Hayal güm pek genişti evet, ama o kadar değilmişki, ben büyüdükten yıllar sonra Oyuncak Hikayesi diye filmini yaptılar merakımın. Şimdi de merak ediyorum, bu ofisin bizden sonra bir hayatı var mı diye. Biz gidip ışıkları kapandıktan sonra biz gelene kadar sakin ve kasvetli bizi mi bekliyor, yoksa şu anda oturduğum sandalye ayaklanıp, "of be, sonunda gittiler" diye hırsla geriniyor mu. Sanırım bu ölümden sonraki hayatı merakı etmek gibi bir şey, ki onu da çok merak ediyorum. Var mı bir şeyler bu hayatın ötesinde, yoksa sonrası mutlak sessizlik mi diye.

Lisedeyken bir kitap okumuştum. O zamanki matematik öğretmenim vermişti. Can Yayınlarından çıkma bir kitaptı. Tekillik olabilir adı emin değilim. Tekillik diye bir kavramdan bahsediyordu, bundan eminim. Oradaki bir karakter, "Sizler ölümden sonra hayat olmamasından korkuyorsunuz, bense olmasından." diyordu. O kadar vurucu gelmişti ki bu cümle o zaman bana, üzerinden neredeyse 16-17 yıl geçmesine rağmen o an bütün renkleri ve hisleriyle aklımda.

Hayat ne tuhaf, vapurlar falan.

Comments (2)

On 18 Ekim 2010 23:42 , melisa dedi ki...

Benim için de son cümlen bir FBM oluşturmak üzre.

 
On 18 Ekim 2010 23:45 , melisa dedi ki...

bu arada fark ettim ki, ben yazılarına yorum yaptığımı zannedip yapmıyomuşum. yorum yazdıktan sonra gönder diyorum ve iş bitti sanıyorum. meğerse şimdi fark ettim ki sonrasında bir de o abuk harfleri yazıp tekrar gönder demek lazımmış. ne ibiğim.