Dünkü postumda düştüğümden bahsetmiştim. Düşerken önce bileğimi burktum sonra sağ dizimin üstüne düştüm. Önce dizim şişti, sonra bileğim azdı, netice itibariyle bugünü evde ayağımı tepelere uzatarak geçirmek durumunda kaldım. Kötü bir gün değildi elbette, üstelik bana tarihimdeki en korkunç düşüşlerini gözden geçirme şansı tanıdı:

1. Birinci sırada ortaokul hazırlık senesindeki düşüş serim var. Birden fazla düşüşten bahsediyorum evet, ama düşüşlerin her biri en fazla 4 gün arayla gerçekleştiği için, birlikte değerlendiriyorum. Önce düşüp sağ dizimi, sonra hemen arkasından sol dizimi paraladım. Sonra ikisi de kötü durumdayken evde banyoda ayağım kaydı ve ikisinin birden üstüne düştüm. Bunun üzerinden 2 gün geçmeden sokakta tekrar düştüm. Bu son düşüşün olduğu gün orta kulak iltihabı oldum. Bu sırada zaten bir kaç gündür dudağımla burnum arasında kalan bölge tamamen uçuğumsu yaralarla kaplanmıştı, burnum aktığı ama yaralar yüzünden silemediğim için, burun deliklerime selpak tıkıyordum. Üstelik o gün ortodontistimden tel takılmadan önce çekilmesi gereken son iki dişimi çektirdikten sonra dönerken düşmüştüm ve doğum günümdü.

2. Nişan sonrası düşüşüm. Bu da inanılmaz bomba bir hikaye. Yeni aldığım gözlükleri takmıştım. Derinlik algımı mı etkilediler bilmiyorum, markete girerken tökezledim ve marketin cam kapısından içeri uçarak girmekten son anda kurtuldum, ama sol el bileğim fena bir darbe aldı. Bir süre sallamadım ama sonra tarifsiz ağrılar nedeniyle doktora gitmeye karar verdim. Hastaneye gittiğimde annem, dedem ve teyzem hastahanenin farklı servislerinde farklı her biri de önemli konularda tedavi görüyorlardı. Telefondan Mafizimin bütün ailesinin İzmit'te bir aile büyüklerinin cenazesine giderken kaza geçirdiklerini öğrendim. Bu bilgiler ve duygular eşliğinde girdiğim mr cihazı ben içindeyken bozuldu ve yine ben içindeyken tamir edildi. Bilek kemiği tutan bağları paraladığımı ve bilek kemiklerimin sola doğru kaydığını öğrendim.

3. Düğün sonrası düşüşüm. Bu diğerleri kadar etrafı karanlık olaylarla çevrili bir düşüş değil ama etkileri en uzun sürelivolanı. Kuaförden çıkıyordum. Yağmur nedeniyle şemsiyelerden damlayan sulardan oluşan minik bir gölcüğe bastım ve kaydım. Sol dizim döndü ve sonra üzerine düştüm. Yerden kalkmaya çalıştım ama kayıp aynı dizimin üstüne tekrar düştüm. Yanımdan insanlar geçti ama kimse yardım etmedi. Dizimin yan bağlarını paralamışım. Dizim o kadar şişti ki, mr çekebilmek için, 1 ay şişin inmesini beklemek zorunda kaldılar. 2 ay 10 gün, minimum dış dünya temasıyla, evde yatmak zorunda kaldım. Bana bu düşüşün hediyesi yaklaşık 15 kilo ve hala ara ara beni yoklayan diz ağrıları.

4. Eşek şakası düşüşüm. Gerizekalı bir çocuğun oturmak üzere olduğum sandalyeyi çekmesi nedeniyle popomun üstüne düştüm. Bana yana kıvrık bir kuyruk sokumu kemiği olarak döndü.

5. Otopark düşüşüm. Ortada kar falan yokken otoparkın buz tutan yokuşunda popo üstü düştüm. Fiziksel hasar oluşturmadı evet, ama yaklaşık 60 kişinin önünde olduğu için psikolojik bir hasar oluşturdu.

Bu son düşüş listede yerini alacak mı, önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Yok yok, nazar var, nazar!

Comments (3)

On 14 Ekim 2010 01:59 , Tuğay İlyasoğlu dedi ki...

Kuzum, bastigin yerleri toprak diyerek gecme tani

 
On 3 Kasım 2010 18:21 , oyster boy dedi ki...

talihsiz serüvenler dizisi be mübarek.. yavrum aile büyüklerinin tanıdığı bir kurşuncu filan yok mu başka çözümü yok bunun :P

 
On 4 Kasım 2010 04:39 , rot dedi ki...

valla hepsini denedim bi işe yaramadılar